Vakıflar Erzurum Bölge Müdürü Kenan Üngan, Tarihi Çifte Minareli Medrese’nin orijinaline uygun olarak restore edileceğini söyledi. İhaleayi kazanan firmaya yer teslime yapıldı

Yazar:Editor
16.08.2011
1844

Üngan, tarihi medrese önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, VakıflarGenel Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje kapsamında, Tarihi Çifte Minareli Medrese’nin kapsamlı bir şekilde restorasyonunun yapılması için ihaleyi kazanan firmaya yer teslimi yaptıklarını söyledi.

Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2008 yılında hazırlanan onarım projelerinin koruma kurulunca kabul edildiğini anımsatan Üngan, Çifte Minareli Medrese’nin kapsamlı bir çalışmadan geçeceğini belirterek, "Çifte Minareli Medrese orijinaline uygun olarak restore edilecek. Bu süreçte medreseyi teste tabi tutan genel müdürlük, monitoring yöntemiyle medresenin taşıyıcı sisteminin yeraltı hareketlerine karşı duyarlılığını izledi. Malzeme analizleri yapıldı. Medresedeki tüm çiniler tek tek sayıldı, envanteri oluşturuldu" dedi.
Yapının tarihi ve mimari özelliklerine uygun çalışmalar yapılacağını vurgulayan Üngan, Çifte Minareli Medrese’nin restorasyon çalışmalarının 2014 yılında bitirilmesinin hedeflendiğini ifade ederek, medresenin onarım çalışmasının ardından vakıf eserleri müzesi olarak kullanılacağını sözlerine ekledi.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESENİN TARİHÇESİ

Çifte Minareli Medrese’nin Kitabesi olmadığından ne zaman yapıldığı ve gerçek adı bilinmemektedir. Sultan Alaaddin Keykubad’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanı’ndan Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesiyle buna Hatuniye Medresesi de denmektedir.  13. yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilen medrese, Sultan IV. Murad’ın emriyle tophane haline getirilmiştir. Bir süre de kışla olarak kullanılmıştır. 1971-1972 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğünce kazı ve restorasyonu yapılan medrese halen Erzurum Yakutiye Belediye Başkanlığınca kullanılmaktadır.

Dört adet eyvanlı, açık avlulu medreselerin Anadolu’daki en büyük örneğini teşkil eder. Çifte minareli taç kapısı, güneyde ana eyvanla bitişen kümbetle değişik düzenlemeye sahiptir. Plandaki çarpıklık sur duvarına bitişik olmasından kaynaklanmaktadır. Cephede, taçkapı formundan başka çeşme nişleriyle yarım yuvarlak iki payanda vardır. Taçkapının iki yanında yükselen çok dilimli silindirik minareler sırlı sırsız tuğla, pabuç kısımları ise mozaik çinilerle süslenmiştir. Şerefelerden itibaren üst kısımları yıkılmıştır.

Taçkapıyı kademeli kuşaklar halinde çeviren plastik hacimli bitki süslemeleri ile kalın silmeli panoların içindeki ejder, hayat ağacı, kartal
motifleri cephenin en gösterişli bölümleridir. Doğudaki tamamlanmış hayat ağacı ile kartal motiflerinin bir arma olmaktan çok Orta Asya Türk inanışına kadar uzanan gücü ve ölümsüzlüğü dile getirdiği düşünülür.

Girişi ise eyvanın iki yanında kubbeyle örtülü odalar yer almaktadır. Uzun dikdörtgen avlu, değişik boyutlu sütun ve payelerle desteklenen revaklarla çevrilmiştir. Ortasında bir havuz bulunmaktadır.

Revakların ortasında yer alan hücreler iki katlıdır. Küçük olan yan eyvanlar yıldız tonozlarla örtülmüştür. İç mimari süslemelerin yarım kaldığı gözlenmektedir. Hücre kemerleri, kapı pencere çerçeveleriyle sütunlarda görülen geometrik ve bitki örnekleri yanında hadislerden oluşan yazı kuşakları damevcuttur.

Kaynak:AA

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account