BASF, gerçekleştirdiği araştırmalarla yenilikçi gücünü arttırıyor

Yazar:Editor
10.05.2013

 

Pazarda beş yıldan az bir süredir yer alan yeni ürünlerin 2012 yılı satış rakamı yaklaşık 8.5 milyar Avro düzeyinde gerçekleşti. BASF, üst üste dördüncü kez Patent Endeksi’nde ilk sırada yer aldı. BASF, bugünün ve yarının enerji tedarikine önemli katkılarda bulunuyor.

Dünyanın lider kimya şirketi BASF, pazarda beş yıldan az bir süredir yer alan ürünlerinden 2012 yılında yaklaşık 8.5 milyar Avro’luk bir satış gerçekleştirdi.

Ludwigshafen’de gerçekleştirilen Araştırma Basın Toplantısı’nda konuşma yapan BASF SE Yönetim Kurulu üyesi ve Araştırma İdari Yöneticisi Dr. Andreas Kreimeyer, “Araştırma birimimiz, 2012 yılında yenilikçi gücünü yeni bir performans seviyesine yükseltti,” dedi.

BASF’nin 2012 yılında pazara 250’den fazla yeni ürün sunduğunu belirten Kreimeyer sözlerine şöyle devam etti, “Yeni formülasyonları ve optimize edilmiş olan ürünleri de ekleyecek olursak, toplam rakam birkaç bini bulacaktır.” BASF, pazarda on yıldan az süredir yer alan ürünlerinden 2020 yılında 30 milyar Avro satmayı hedefliyor.

Şirketin yenilikçi gücü, Vallendar-Almanya’da bulunan WHU – Otto Beisheim School of Management’in Patent Endeksi’nde de kendisini gösteriyor.

Bu endeks, şirketlerin rekabet ve yenilikçi gücü üzerinde patent portföyünün etkilerini karşılaştırıyor. 2012 yılında BASF, üst üste dördüncü kez kimya sektörü kategorisinde Patent Endeksi’nde ilk sırada yer aldı.

Yenilikler konusundaki başarısına devam edebilmek için BASF, 2012 yılında araştırma ve geliştirme harcamalarını 1.7 milyar Avro’ya çıkarttı (2011: 1.6 milyar Avro). Yaklaşık 10.500 BASF çalışanı, dünya genelinde 3.000’e yakın projeyle ilgili çalışmalarını sürdürüyor.

Global araştırmayla daha fazla yenilikçi güç

Dr. Andreas Kreimeyer, “Gelecekte, bölgelerin sağlayacakları desteğin yenilikçiliğimiz üzerinde güçlü etkileri ve katkıları olmasını bekliyoruz,” dedi. BASF, 2020 yılı itibariyle araştırmalarının yarısını Avrupa bölgesi dışında yapmayı planlıyor. “Hedefimiz, çeşitli bölgelerdeki müşterilere, genç bilim insanlarına ve inovasyon merkezlerine daha fazla erişim sağlamak,” diyerek sözlerine devam eden Kreimeyer, BASF’nin bu hedefi gerçekleştirmek üzere 2012 yılında Asya bölgesinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yedi yeni laboratuvar açtığını ve dünya genelinde laboratuvarlarını büyüttüğünün altını çizdi. Avrupa dışındaki araştırma faaliyetlerinin global araştırma faaliyetlerine oranı 2011 yılında %24 iken 2012 yılında %27’ye çıkartıldı.

Dr. Andreas Kreimeyer, “Geçtiğimiz yılın en önemli gelişmelerinden biri, Asya Pasifik İnovasyon Kampüsü’nün, BASF’nin Şangay’da bulunan yeni Büyük Çin genel merkezine entegrasyonu oldu,” dedi. Bu kampüs, 450 araştırma ve geliştirme bilim insanıyla BASF’nin Asya’daki en büyük araştırma tesisi olma özelliğini taşıyor.

600’den fazla işbirliğiyle global araştırma ağı

BASF’nin bilgi birikimi ve yetkinliğinin (know-how) en önemli parçasını, 600’den fazla disiplinlerarası ve uluslararası işbirliğinin yer aldığı ağ oluşturuyor. Şirket, büyüme hedeflerine ulaşabilmek için birçok bireysel projede, en iyi üniversiteler, araştırma kurumları ve şirketlerden oluşan global bir ağla çalışıyor. 

BASF, kısa bir süre önce, araştırma girişimi olan “Kuzey Amerika Gelişmiş Malzeme Araştırması Merkezi”ni açarak, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ortaklarıyla birlikte malzeme bilimleri alanında birden fazla araştırma projesi başlattı.

Kreimeyer, “Bu ortak araştırma faaliyetleri, dünyada yükseliş gösteren önemli trendleri takip ettiğimizi kanıtlar nitelikte. Moleküllerin geliştirilmesi ve üretilmesine ek olarak, uygulama know-how’ını ve müşterilerimizin gereksinimlerini karşılamak üzere geliştirdiğimiz hizmetleri bir araya getiren bir kimya paketi hazırladık,” dedi.

Enerji tedariki için kimya çözümleri

“Enerji ve Kaynaklar” sektörü, BASF’nin önemli müşteri endüstrilerinden birisini teşkil ediyor. Bugünün tahminleri, nüfus ve refah artışının 2050 yılı itibariyle enerjiye olan global talebi %50’den fazla arttıracağını ve sadece elektriğe olan talebin iki katına çıkmasının muhtemel olduğunu gösteriyor.

Kreimeyer konu hakkında şunları vurguladı, “Bir inovasyon sağlayıcısı olarak kimya, birçok sektör için kaynak verimliliğini ve yenilenebilir enerji kullanımını geliştiren ve böylece iklim korumaya önemli katkıda bulunan temel inovasyonlar sağlıyor.” BASF, enerji tedariki konusunda halihazırda sayısız ürün sunuyor. Geleceğe yönelik uygulamalar için yeni teknolojiler araştırıyor ve geliştiriyor.

Rüzgar gücü

Geleceğin rüzgar türbinlerinin, iyileştirilmiş verimliliğe ve daha yüksek performansa sahip olması gerekiyor. Araştırmacılar, geliştiriciler ve piyasa uzmanlarından oluşan bir disiplinlerarası BASF ekibi, iyileştirilmiş veya yeni özelliklere sahip malzemeler oluşturma konusunda çalışmalar yürütüyor ve mühendislik malzemelerinin optimal olarak eşleşen kombinasyonlarını geliştiriyor. Bu malzemeler, rotor kanatlarının üretim teknolojisinde ve tasarımında yenilikler sağlıyor. Ayrıca, üretim süreçlerini basitleştirmeye ve mühendislik malzemelerinin daha etkin kullanımını sağlamaya yardımcı oluyor.

BASF’nin ürünleri ve çözümleri, rüzgar türbinlerinin rotor kanatları,  temelleri, kuleleri ve dişlilerinin daha etkin bir şekilde üretilmesine ve bakımının sağlanmasına ve sistem bileşenleri için dayanıklı boyalar sunulmasına katkıda bulunuyor.

Güneş enerjisi

BASF araştırmacıları, boya ve yarıiletkenlere dayanan geleceğe yönelik fotovoltaik teknolojiler için yeni aktif malzemeler üzerinde çalışmalar yürütüyor. Bu yeni malzemelerden üretilen organik solar hücreler, hafif, yarı şeffaf ve esnek olmak üzere üçe ayrılıyorlar. Buradaki amaç, gelen ışığın en az %15’ini elektrik enerjisine dönüştüren, on yılın üzerinde hizmet ömrüne sahip olan ve silikon bazlı sistemlere oranla çok daha uygun maliyetli olan organik solar hücrelerin üretilmesi.

BASF, fotovoltaik sistemlerin üretilmesine yönelik solar panellerin, fişlerin ve prizlerin, çeşitli plastik katkı maddelerinin ve poliüretan kalıplama sistemlerinin sabitlenmesi ve kurulumu için optimize edilmiş plastik ürünler; ayrıca çevre dostu temizleme maddeleri ve metalle kaplama için macunlar ve mürekkepler gibi solar hücre üretimine yönelik çözümler tedarik ediyor.

Hareket halinde depolama teknolojileri

BASF, on yılı aşkın bir süredir metal organik çerçeveler (MOF’lar) üzerinde araştırmalar yürütüyor. Alüminyum MOF’lar artık çevre dostu, güvenli ve uygun maliyetli, su bazlı bir süreçle ticari olarak üretilebiliyor. Yüksek sayıda gözeneğe sahip olan malzemelerin son derece büyük bir iç yüzey alanı bulunuyor.

Toz halindeki maddenin bir gramı, 10.000 metrekarenin üzerinde bir yüzey alanına sahip. Bu özellik, MOF’ların yüksek miktarlarda doğal gaz depolayabilmesini sağlıyor. Bu teknoloji, gazla çalışan araçların deposunda kullanıldığında, daha fazla gaz depolanabilmesine olanak sağlayarak, depo başına sürüş mesafesini önemli ölçüde arttırıyor.

Sabit depolama teknolojileri

Sabit depolama teknolojileri üzerinde temel bir araştırma yürüten BASF, kimyasal ve elektrokimyasal depolama birimlerinin sodyum ve sülfür gibi uygun maliyetli hammaddelere dayanarak çalıştırılabilmesi için malzeme ve sistem tasarımı geliştirmeyi hedefliyor.

Gelecekte sabit depolama birimleri, rejeneratif enerji kaynaklarından elde edilen elektriğe yönelik arz ve talebi dengeleme konusunda önemli bir tampon işlevi görecek.

Süper iletkenlerle elektrik gücü iletimi

Elektrik enerjisinin üretilmesi ve depolanmasının yanı sıra, elektrik şebekesinin genişletilmesi ve daha iyi bir şekilde kullanılması gündemde bulunuyor.

BASF, yüksek sıcaklıklara dayanıklı süper iletkenlerin daha verimli bir şekilde ve daha az çevresel etkiyle üretilmesi için yeni üretim yöntemleri geliştirme konusunda işbirliği ortaklarıyla birlikte çalışmalar yürütüyor. Süper iletkenler neredeyse sıfır kayıpla taşıma işlemini gerçekleştirebildiğinden, harika bir tasarruf potansiyeli sunuyor.

Alman teknoloji şirketi Deutsche Nanoschicht GmbH, kabloların kimyasal solüsyon tortularıyla kaplandığı bir süreç geliştirdi. Bu şekilde oluşturulan seramik katmanların süper iletken özellikleri bulunuyor. Bu, özellikle kentsel bölgeler için jeneratör ve motor üreticileri ayrıca kablo ve hizmet kuruluşu şebekelerini ilgilendiriyor. Kıyıdan uzakta yer alan rüzgar çiftliklerinden olmak üzere rejeneratif enerjilerin daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.

Elektriğin enerji tasarruflu kullanımı

BASF, etkin soğutma için manyetokalorik malzemeler gibi yeni katı halli malzemeler üzerinde araştırma yapıyor. Bu malzemeler, bir manyetik alana maruz kaldıklarında ısınıyor, manyetik alan kaldırıldığında ise soğuyor. Yeni katı halli malzemeler, buzdolapları ve klimaları çok daha enerji tasarruflu bir hale getiriyor.

Buna ek olarak, daha sessiz çalışıyor ve soğutucu gazlara ihtiyaç duymuyorlar. Gelecekte, geleneksel sıkıştırma teknolojisine bir alternatif olabilirler.

Mevcut tüm ışık kaynaklarından daha verimli olan organik ışık yayan diyotlar (OLED’ler), gelecekte ışık için sağlanan enerjinin %90’dan fazlasını dönüştürecek. OLED’lerin en önemli bileşeni olan ışık yayan diyotların geliştirilmesi, BASF’nin bu alandaki araştırmasının ana odak noktasını oluşturuyor.

 

Dergisi


KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account