"Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor" isimli toplantı dizisinin panel ayağının üçüncüsü, “Mimarlıkta Kimlik” başlığı altında Kapadokya'da gerçekleşti.

Yazar:Editor
05.04.2013

 

 Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, Uğur Tanyeli ve Han Tümertekin gibi önemli isimlerin buluştuğu toplantıda, mimari kimlik, tasarım ve etkileşim konuları ele alındı.

Mimar, sosyolog, yazar, gazeteci ve düşünürler ile bir araya gelerek toplumu ve mimarlığı yakından ilgilendiren konularda tartışma platformu oluşturmayı hedefleyen Kalebodur’un, Arkitera Mimarlık Merkezi ve Argos in Cappadocia işbirliği ile düzenlediği "Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor” toplantısında “Mimarlıkta Kimlik” konusu ele alındı.

Geçtiğimiz hafta sonu Nuri Çolakoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen panele, Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, Uğur Tanyeli ve Han Tümertekin konuşmacı olarak katıldı. 

"Truva'nın 9 kat olduğunu biliyoruz ama İstanbul'un kaç kat olduğunu sabaha kadar tartışırız. Mimarların çabası yaşadıkları döneme iz bırakmak" diyen Nuri Çolakoğlu, “Sizce kimlik sorunu nedir, nasıl aşılır? Türkiye'de kimlik tartışmasının bu kadar ön plana çıkmasının nedeni nedir?” sorularıyla sözü konuşmacılara bıraktı. 

Samsun ile Diyarbakır’ın farkını anlamaz olduk

Son zamanlarda en fazla Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin konuşulduğunu belirten Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, “Mimari olarak çok fazla emek harcanmayan binalar üretilmeye başlandı.

Örneğin, Samsun ile Diyarbakır şehirlerinin farkını anlamaz olduk. Türkiye'de bir yerde yapılan tasarım illa bir şeyin devamı olmak zorunda değil, tasarımın çevreye de uyumlu olması gerekir" dedi. 

Binalar bizden daha uzun yaşıyor

Aynı mimarın yan yana iki arazide bile proje yapması halinde ortaya farklı binalar çıkacağını savunan Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, “Bu noktada işveren faktörü var ve kişi ya da kurumun bilinçli olması çok önemli.

Sonuçta binalar bu ilişkiler sonucu ortaya çıkıyor. Karşılıklı etkileşimin doğru yönetilmesi çok önemli. Mimarlığın ahlaklı olmasının önemli koşulu yaptığı işten memnun olmasıdır. Çünkü binalar bizden daha uzun yaşıyor. Bugün bir bina yaptığınız zaman aslında yarının binasını yapıyorsunuz" diye konuştu. 

Kimlik tartışması 90 sonrası ortaya çıktı

30-40 yıl önce kimlik tartışması olmadığını ifade eden Uğur Tanyeli, “Kimlik tartışması, 90 sonrası ortaya çıktı. Almanya'da mimari kimlik üzerine bir tartışma yapılmaz. Bu çok tehlikeli bir gidişi haber veriyor.

Mimarlık aracılığıyla başka bir şeyi anlatmak büyük bir dayatma. Toplumsal bir tıkanmaya işaret eder" dedi. Avrupa'nın yanında olup da Avrupalı olmayan bir tek Rusya ile Türkiye’nin kaldığına değinen Tanyeli, “Bunun endişesi büyük bir psikoz üretiyor. Kimlik tartışması bize özgü ama ipuçlarını başka yerlerde görebiliyoruz" şeklinde konuştu. 

Han Tümertekin ise şunları söyledi: "Bu konu neden bizde bu kadar tartışılıyor diye düşünürsek, bunun siyasi bir görüşün uzantısı olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye'nin her yerinde yapılan binaların, sadece geçmişe değil bugüne de ait olmadığını söyleyebiliriz." 

Çolakoğlu’nun, "İşverenlerden size proje talepleri gelirken tarzının ne olması gerektiği tarif ediliyor mu?" sorusu üzerine ise Han Tümertekin, “Benim projelerimin ölçeği farklı ama son zamanlarda bu konuyu daha sık duyar oldum. Projelerimde bunun ayarına, anonim olmasına dikkat ederim. Bir döneme ya da kültüre referans veren bir şey yapmayı çok sağlıklı bulmuyorum" diye konuştu. 

 
Dergisi

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account