Rize İdare Mahkemesi, UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezerv Alanı ilan edilerek koruma altına alınan Artvin’in Camili (Macahel) vadisinde yapımı planlanan 2 hidroelektrik santral projesi için dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı’nca verilen "Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu gerekli değildir" kararı ile 280 bin metrekarelik ormanlık alanın kullanım iznini iptal etti.

Yazar:Editor
29.07.2011
2847

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Artvin’in Borçka İlçesi’ndeki Camili Vadisi’nde yer alan Camili deresi üzerinde Dağlar Elektrik firması tarafından yapımı planlanan Sarnıç 1 ve 2 regülatörleri ve HES projesi için 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu gerekli değildir' kararı verdi. Bakanlık, aynı bölgede bir enerji firması tarafından yapımı planlanan 5 megavat kurulu gücündeki Düzenli Regülatörü ve HES projesi için de 280 bin metrekarelik ormanlık alanı kullanımına açtı. Yörede yaşayan 36 kişi, bu iki kararının iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, Sarnıç 1 ve 2 HES projesi için verilen 'ÇED gerekli değildir' kararını, 'hukuka aykırı olduğu ve kamu yararına uygun bulunmayan bu işlemin telafisi güç zararlar doğuracağı' gerekçesiyle iptal etti.

Mahkeme, Düzenli HES projesi için verilen orman kullanım izninin, ise doğal yaşama müdahale niteliği taşıyacağı ve bunun da doğal yaşam için ciddi bir tehdit oluşturacağına dikkat çekti. Orman Kanunu uyarınca, bu işlem için ortada bir zaruret olmadığına dikkat çeken mahkeme heyeti, işlemi kamu yararına, mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal etti. Mahkeme, iki ayrı iptal kararına gerekçe olarak Anayasa’nın 17 ve 56’ncı maddelerine göndermelerde bulunarak, Bakanlığın görev ve sorumluluklarını hatırlattı, Çevre Kanunu’nun ilgili maddeleri, yönetmelikler, Kyoto Protokolü ve UNESCO kararı ile bilirkişi raporlarını gösterdi.

"SU MÜCADELESİ TEMEL HAK MÜCADELESİDİR"

Davanın gönüllü avukatı Yakup Şekip Okumuşoğlu, Doğu Karadeniz başta olmak üzere yurdun birçok bölgesinde çeşitli protesto eylemleri ve demokratik tepkilerle sürdürülen HES mücadelesinin artık bir çevre ve doğa mücadelesi olarak değil, bir temel hak mücadelesi olarak kabul edildiğini belirtti. Okumuşoğlu şunları söyledi:

"Derelerin en az yüzde 90’ının, kaynağından denize kadar borulara, tünellere, kanallara hapsedilip, peş peşe onlarca HES projesinin planlandığı bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değil. Aynı dere üzerinde birbirinin kopyası projeler ve ÇED raporları ile su kaynaklarımızı en az 49 yıllığına elimizden alan bir anlayışa karşı yürüyen mücadelenin bir çevre ve doğa mücadelesinin ötesinde, bir su mücadelesi, bir su hakkı mücadelesi olduğu bilinmelidir. Suya erişimin, insanların sudan yararlanmasının temel bir insan hakkı olduğu BM’de 122 ülke tarafından kabul edilmiştir. Dünya üzerinde su olmadan yaşam olamayacağından su mücadelesi, diğer bir temel hak olan yaşama hakkı ile de doğrudan ilgilidir. Kaldı ki bu hak, sadece insanların değil, doğadaki tüm canlıların hakkıdır."

"POLİTİK ANLAYIŞ DEÐİŞMEDİKÇE SULAR ÖZELLEŞİR"

Mahkeme’nin verdiği her iki iptal kararını da sevinçle karşıladıklarını ancak gelecek için endişelendiklerini ifade eden Okumuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mevcut politik anlayışta bir değişim olmadığı sürece, bu kararlar ‘son karar’ olmayabilir. İdare tarafında bir görüş değişikliği olmadığı takdirde küçüklü büyüklü yaklaşık 4 bin 500 HES ile 2023 yılı itibarı ile küçüklü büyüklü Anadolu’nun tüm derelerindeki sular bir bakıma özelleştirilmiş olacak. Bu sürecin sonunda Anadolu kırsal yaşamının büyük bir ekolojik açmazla karşı karşıya kalacağını, aynı zamanda su hakkı üzerinden pek çok tartışmaya gebe bir geleceğin de bizi beklediğini düşünmekteyiz."

Kaynak : Hürriyet

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account