Dora Konsept Mimarlık kurucusu Emre Özikinci, ödüllü projelerini İnşaat&Yatırım'a anlattı

Yazar:Editor
13.12.2021
184

Öncelikle sizleri ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

1978 Ankara doğumluyum. 1999 yılında KTÜ Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra farklı mimari ofislerdeki ortaklık yapılarından edinilen tecrübelerin birikimiyle yeni bir ofisi hayata geçirme kararı aldım. Bu karar neticesinde Dora Konsept Mimarlık, 2016 yılında Ankara merkezli bir mimarlık ofisi olarak faaliyetlerine başlamıştır. Kaliteli ve sıra dışı tasarımlara imza atmak ana hedefi olan ekibimle birlikte, sektörde birçok proje çalışmasını başarı ile tamamladık. TürkSMD üyesi olarak mesleki yaşantımızı devam ettirmekteyiz.

Türkiye’deki mimarlık sektörünü ve bu alandaki eğitim sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yurtdışında gördüğü değeri henüz Türkiye’de görmemiş olmasına rağmen mimarlık sektöründe her geçen gün olumlu anlamda gelişmeler oluyor bence. Yine de aşama kaydedilmesi gerektiği açıktır. Aslında bu konu çok yönlü olarak ele alınmalıdır. Mimarlık sektörü, geçerliliğini hiçbir zaman yitirmeyecek hizmet sektörlerinden bir tanesidir. Fakat içinde bulunduğu zamanın gerçeklerine, değişen koşullara ve ihtiyaçlara, teknolojik gereklere uygun olarak sürekli güncellenmelidir. Ülkemizde, sektördeki profesyonellerin bahsetmiş olduğum konularda daha bilinçli davrandıkları ve çağın gereklerine ayak uydurmaya çalıştıkları görülüyor. Geleneksel anlayışın bir kenara bırakılarak inovatif yaklaşımların ön plana çıktığı örnekler giderek çoğalmaktadır ki bu sektörün gelişimi ve vizyonu için önemlidir.

Diğer yandan mimarlık eğitiminin Türkiye’de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mimarlık fakültelerinin sayısının fazlalığı tartışılmalı ve en kısa zamanda önlem alınmalıdır. Halihazırda 4 yıl ile sınırlandırılan mimarlık eğitimindeki staj süreleri ve içeriklerini son derece yetersiz buluyorum. Öğrencilerin ofis ve şantiyede geçirdikleri sürenin arttırılması, mezuniyet sonrasında mesleğe daha fazla hakim olmalarını kesin olarak sağlayacaktır. Bu sürenin en az 1 yıl olması gerekmektedir. Ayrıca üniversitelerin, inşaat şirketleri ve mimarlık ofisleriyle daha yakın ilişkiler kurmaları, öğrencilerin bilinçlenmelerine ve tecrübe kazanmalarına katkı sağlayacaktır.

Sizin için mimarlıkta başarının tanımı nedir?

Mimarlıkta başarı, kusursuz işlevsellik ve estetiğin birlikte kurgulandığı yapıların üretilmesidir. Bence mimari tasarımları başarılı kılan unsur, onların sadece en uygun maliyetlerle veya en kolay yapım sistemleriyle inşa edilmesi değil, cesur tasarım kararlarıyla farklı dokunuşlara sahip olmalarıdır. Şüphesiz mimarideki estetik kaygılar inşaat maliyetlerinin artmasına sebep olmaktadır fakat unutulmamalıdır ki dünyada iz bırakan mimari eserlerin en önemli özellikleri ekonomik olmaları değildir.

Tasarım süreçlerinizdeki zorluklardan bahsedebilir misiniz?

Yürürlükteki yönetmelikler, yönetmeliklerin her kurumda farklı yorumlanması, ülkenin ekonomik koşulları, maliyetler, işverenin ticari kaygıları, sektördeki geleneksel yaklaşımlar, tasarım sürecini olumsuz anlamda etkileyen zorlukların başında geliyor. Tüm bu zorlukları, nitelikli projelerin üretilmesinin önündeki en büyük engeller olarak görüyorum.

Pandeminin tasarımlarınızda nasıl bir etkisi oldu?

Pandemi süreci, insanların yaşam şekillerini, beklentilerini ve yatırımlarını birçok anlamda etkilemiştir. Salgının yayılmasını engellemek amacıyla getirilmiş olan kısıtlamalar, insanların yaşadıkları mekanlarla daha iç içe olmasını, onları daha fazla tanımasını ve hatta sorgulamasını sağlamıştır. İş hayatında evden çalışma sürecine geçilmiş olması, sosyal ve kültürel faaliyetlerin kısıtlamadan ciddi oranda etkilenmesi, insanların bu gereksinimlerini teknolojik imkanlardan faydalanarak özellikle yaşam alanlarında karşılamasını gerektirmiştir. Diğer yandan evlerde kapalı kalmak insanların doğaya olan ilgi ve özlemlerini arttırmıştır.

Tüm bu sebeplerden dolayı en çok müstakil evler ilgi görmeye başladı. Villa siteleri üzerine birçok çalışmalarımız oldu. Devam eden çok katlı konut projelerinde ise imar durumları uygun olan parsellerde, sosyal alan ve peyzaj alanlarının maksimum düzeyde kullanılabilmesine özen göstermeye çalıştık.

Tasarım sürecinde en keyif aldığınız projeniz hangisi? Gerçekleştirdiğiniz ve plan aşamasında olan yeni projelerinizi öğrenebilir miyiz?

Tasarımlarımın tamamına yakınında keyif aldığımı söyleyebilirim. Şu anda özel sermaye ile yapılacak olan Türkiye’nin en büyük karma kullanım projesinin çalışmalarını yapıyoruz. Proje, 7 farklı fonksiyon içeren ilk proje olma özelliğini de taşımaktadır. İçerisinde sıra dışı birçok farklı fonksiyon ve temaları barındıran alışveriş merkezine ek olarak 1000 adet konut, 1000 adet ofisin yanı sıra 5 yıldızlı bir otel, kongre merkezi, müze ve kütüphane birimleri yer alan proje yaklaşık olarak 1.000.000m² inşaat alanına sahiptir. Bu kadar çok fonksiyonun bir arada bulunması yorucu olmasının yanı sıra projeyi inanılmaz keyifli bir hale getiriyor. Bunun dışında konut, ticaret ve ofis alanlarında birkaç projeyi daha eşzamanlı olarak yönetiyoruz.

Ödül aldığınız projelerinizden bahsedebilir misiniz?

GALA BATIKENT,

Projemiz, 43.770 m² arsa alanı üzerine kurulu, toplam 17 blok ve yaklaşık 180.000m² inşaat alanıyla bölgenin vazgeçilmez merkezlerinden biri durumundadır.

Bloklarda, 10 farklı tipte 1214 adet (1+1), 10 farklı tipte 461 adet (2+1) ve farklı büyüklüklerde 34 adet cadde mağazaları yer almaktadır. Projenin doğu kısmında yer alan yaklaşık 2150 m² lik meydanda ve ticari ünitelerin üst kısımlarında yapılan temalı peyzaj alanlarıyla site içi yaşam, araç trafiğinden tamamıyla izole edilmiştir. Blok içlerinde ise; kapalı yüzme havuzu, cep sineması, oyun salonları, fitness, sauna, Türk hamamı, çok amaçlı salon, çocuk bakım ünitesi gibi birimlerin yer aldığı 4000 m² lik sosyal tesis alanlarıyla proje zenginleştirilmiştir.

Tasarım aşamasını zorlayan ve imar haklarının kullanımını kısıtlayan, sınırlı mania yüksekliği, tasarım kararlarını etkilemiş, buna rağmen projeye getirilen akılcı yaklaşımlarla aranan kriterlerin tamamı çalışır hale gelmiştir. Topoğrafyanın durumu avantajlı hale getirilerek blokların birbirlerine hem yatay hem de dikey akslarda bağlantıları sağlanmıştır. Toplam 5 adet blokta, üçgen formlu plan şemasıyla, konut tipolojisine farklı bir yorum getirilmiştir. Buna entegre edilen L blok grubunda ise 1+1 konut tipleri çalışılmıştır. Sonuç olarak bölgeye değer katan bir yapı grubu, yatırımcısı tarafından 2 yıllık kısa bir sürede hayata geçirilmiş oldu.

AKKENT TWINS TRADE,

Akkent Twins Trade (ATT), 10012 m² arsa alanı üzerine kurulu, 3 bloktan oluşan bir karma kullanım projesidir. Yatay bazada yer alan blokta, alışveriş merkezi, bu yatay baza üzerinde yükselen 2 adet blokta ise home ofisler bulunmaktadır.

ATT merkezi bir kavşak noktasındadır. Bölgede yer alan en büyük ticari parseldir ve home ofis, alışveriş merkezi karma kullanım projesidir. Bu yüzden proje, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmıştır. Parselin güney ve batısında, yola kadar olan kısımda büyük bir meydan planlaması yapılmış, çeşitli sosyal temalarla ticari alanlar arasında bağlantı kurulmuştur. Meydanda, yeşil alanlar, süs havuzları gibi peyzaj öğelerinin yanı sıra küçük ölçekte bir amfi tiyatro kurgulanmıştır. Meydan ve ticari ünitelerin iç içe kullanımı, bölgenin sosyal ve eğlence merkezi olması yönünde tasarlanmıştır.

Projede 2 adet 16 katlı ofis bloğu yer almaktadır. Bloklarda 2 ayrı tipte, 316 adet ofis bulunmaktadır. Ofis blokları, güney kuzey yönünde konumlandırılarak gün ışığından maksimum fayda sağlanmaya çalışılmıştır. Zemin katta yapılan yaklaşık 4000m² büyüklükteki teras alanları ofis kullanıcılarının sosyal ve sportif aktivitelerine ayrılmıştır.

3 kattan oluşan alışveriş merkezi bloğunda ise farklı büyüklüklerde 112 adet ticari ünite yer almaktadır. Alışveriş merkezinde, doğu ve batı yönündeki kot farkı değerlendirilerek 2 ayrı giriş çıkış planlanmıştır. Alışveriş merkezindeki restoranlara, kafelere, süpermarkete, farklı alışveriş birimlerine, sergi alanlarına ve çocuk oyun alanına erişim sağlanmıştır.

Akkent Twins Trade (ATT), kullanıcılarına, tüm donanımları ve özellikleriyle nitelikli bir iş, eğlence ve sosyal merkez sunmaktadır.

Mimarlık öğrencileri ve genç mimarlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Mimarlık sevilmeden yapılabilecek bir meslek değildir. Sanat ve tekniği birleştirerek yapılar tasarlamak yorucu ama bir o kadar da keyifli bir süreç. Araştırmacı, yenilikçi, teknolojiye hakim, titiz, detaycı, sabırlı, azimli olmak, birçok alanda gündemi takip etmek, gezmek, okumak, zamanı iyi kullanmak ve en önemlisi akılcı çalışmak meslekte başarıya götürecek unsurlardır.

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account