Cami inşaatları denince ilk akla gelen Teknom Yapı kuruluş hikayesini ve gelecek hedeflerini İnşaat & Yatırım'a aktardı

Yazar:Editor
21.09.2020
4177

Firmanız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Şehirlerimizi ve şehirlerimizi daha yaşanabilir kılan mimari eserlerimizi, sahip olduğumuz kadim medeniyet tasavvuru ile inşa edegeldik. Türk-İslam düşüncesinin, genetik hendesi zekasının, sanatla bütünleşik estetiğinin eşsiz çıktılarıyla adeta dantela gibi süslediğimiz şehirlerimizi bize dair kılansa şüphesiz camilerimiz. Türk-İslam sanatını bizi var eden geçmiş ile gelecek tasavvurumuzu ortak bir paydaya oturtarak icra eden ehil zanaatkarlar eliyle yeni camiler inşa ediyoruz şimdilerde. Kurucusu bulunduğum Teknom Yapı o ehil ellerin bir arada bulunduğu bir “yapı” aynı zamanda. 2009 yılında kurduğumuz Teknom Yapı şimdiye kadar şehirlerimizin taşıdığı kadim ruh ve kültürel dokusuyla barışık 130 cami inşa etti.

Ömrüm cami inşaatlarında geçti diyebilirim. Babadan oğula süregelen bu aile mesleğini çocukluğumdan beri icra ediyorum. Nakkaşım ancak Teknom Yapı marifetiyle yeni inşa edilen bir caminin sadece nakış işlerinin değil, projenin tümünün sorumluluğunu alıyor; tasarımından halısının serilmesi merhalesine kadar tüm aşamalarını profesyonel ve her şeyden önemlisi ehil bir ekiple yürütüyorum.

Teknom Yapı bu nedenle kalabalık bir ekip. Çalıştığımız ustaların ortak bir özelliği var; hemen hemen hepsi Anadolu’nun dört bir yanında baba mesleğini icra ettiği büyük atölyelere sahip. Teknom Yapı’yı biricik kılan en önemli özelliği, ehil ustalara ulaşabilme kabiliyeti. Teknom Yapı olarak üstlendiğimiz sorumluluk ve duruşumuz gereği mesleğinin zirvesindeki isimlere nerede olurlarsa olsunlar ulaşıyor; taş ve mermer, çini, ahşap, vitray, nakış, alem, hat ve daha birçok başlıkta, işlerinde Türk-İslam tezyin sanatlarının temel öğretilerine sadık, köklü birikimine sahip, titiz ve ehil ustalarla çalışıyoruz.
Meslek hayatım boyunca 600’den fazla yapıda emeğim var diyebilirim. “Yeni şeyler söylemek” için eğitim ve yerinde inceleme dışında, var olan tüm yazılı ve sözlü kaynaklara ulaşma gayretindeyiz. Bunun için Teknom Yapı bünyesinde azımsanamayacak büyüklükte bir araştırma ve arşiv merkezi kurduk.

Amacımız; mimari proje ile tamamlanan eser arasında her bir ünitede farkın hiçe yakın olması. Teknom Yapı bu hedef için; proje aşamasından teslimine, tasarımından tasarının pratik uygunluğuna, her bir ünitenin; referansları ve sanatı icra yeteneği ile hangi ehil ele emanet edileceğine, malzeme tespiti, seçimi ve kalitesine, şartnamesine uygunluğuna, sahada alt yapı, mimari ve teknik denetimine kadar var olan uzman yetisi dışında, profesyonel destek de almakta.
Teknom Yapı kadim geçmiş ile günümüz mimari anlayışının yeniden harmanlandığı, dini ve içtimai ihtiyaçların karşılığı camileri, proje teslim ettiği ehil zanaatkarla desteğinizle inşa etmeye devam edecek.

Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

İslam sanatlarının gelişimi ile cem olunan mabetlerde ibadeti daha verimli, gür, ongun, bereketli, iç huzura ve manevi hazza açık kılma gayreti arasında sıkı bir bağ var. Bu bağın mabedin günümüzde geçirdiği yapısal ve fonksiyonel değişime rağmen İslam sanatlarıyla ilişkisi hiç bozulmadı; aksine, sürece uygun yeni üslup ve formlarla zenginleşti.
Kuşkusuz mescitlerimiz dünün sosyal gereçlerin karşılığı olan külliye düzenin günümüzde kaybetti. Darülkurra, medrese, darüşşifa, imaret, tabhane, sıbyan mektebi, darülhadis gibi birimler artık cami ile bitişik düzende değil. Bu durum hem ana mabedin tasarımını hem de benzer birimlerde icra edilegelen tezyini sanatları da etkiledi. Bir diğer devrim niteliğinde değişiklik ise yapı teknolojisinin ulaştığı seviyeyle birlikte kendini gösterdi. Beton, demir-çelik, titanyum ve dehasının İslam mabetlerinin inşasında kullanılmaya başlanması özellikle örtü sistemi ve taşıyıcı unsurlarda geleneksel formların daha pratik kısmen yüzeysel çözümlerle yer değiştirmesini sağladı. Haliyle mimarlar ve tezyini sanatları icra eden sanatçılar da yeni formlara uygun yeni çözümler üretme zorunluğuyla baş başa kaldılar. Yapının tasarım ve tezyinatıyla birlikte manevi hazza açık olması, arzının değişmezliği tüm bu devrim niteliğindeki yeniliklere rağmen İslam mabediyle sanatın bağını koparamadı.

İnşa ettiği ibadethanelerde Osmanlı mimarisi ile İslam tezyini sanatlarının zengin içeriğini harmanlama gayreti Teknom Yapının temel prensibi.

İslam sanatlarında ‘sükunet tesiri’ Osmanlı mimarisinde ise ‘tevazu’ bu kurucu prensibin izini sürdüğü iki sihirli kelime.
Gelenekle yeninin bu kelimenin geniş mana çeperinde inşa ettiğimiz yapılarda kendine yer bulması, sadece korumayı değil, aynı zamanda geliştirmeyi ve var olanı bir adım ileriye taşımayı da içeriyor.

Proje bazlı çalışmalarınız varsa bilgi verir misiniz? Hangi projelerde yer aldınız, proje detayları?

Artan bir ivme ile her yıl aynı anda birkaç farklı şantiye kurma yetisine sahibiz. Bu yerel çözüm ortaklarıyla kurduğumuz profesyonel ilişkili ile olduğu kadar başarılı organizasyon şeması ile de ilgili. Kuşkusuz birbirinden uzak mesafelerde aynı anda onlarca farklı iş başlığından meydana gelen İslam mabetleri inşa etmek; aksamayan bir çarka, doğru planlamaya, gereği kadar alternatif üreticiye, malzeme stokuna, ehil personele, işi önceleyen felsefi yaklaşıma, her şeyden önemlisi iş aldığımız kişi ve kurumlara, çalıştığımız her emekçiye verdiğimiz sözün zamanında yerine getirilmesine bağlı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere İzmir, Antalya, Muş, Malatya, Ordu, Trabzon, Çorum, Yozgat, Amasya, Balıkesir, Edirne’de yani Türkiye’nin her yanında Teknom Yapı’nın emeği olan hayırsever, dernek, vakıf ve devlet kurumlarına teslim edilmiş projeler mevcut. Bu camiler arasında Çorum Akşemsettin Cami gibi meydan camileri, Abidinpaşa Merkez Camii gibi vakıf-dernek camileri, Edirne Fırınlarsırtı Cami gibi Toki yerleşim birimi camileri ile Kayabaşı Merkez Cami gibi Selcuki, Yapracık Cami gibi klasik Osmanlı, Aşağı Yurtçu Cami gibi modern mimari üslubunda farklı tipte banilere farklı Cami gibi klasik Osmanlı, Aşağı Yurtçu Cami gibi modern mimari üslubunda farklı tipte banilere farklı mimari üslupta inşa edilmiş İslam mabetleri mevcut.

Türkiye'nin hemen hemen her yerinde cami yapı projelerinde yer almaktayız. Yurdışı olarak Kuveyt Salmiya'da Bedir Nasır El Cihan Cami projesinde de yer aldık.

Proje detayları olarak Kubbe kaplama, Kalemişi tezyinat, Hat yazı, Altın varak, Mekanik Montajlı Traverten Kaplama, profil, söve ve silme yapılması, mihrap, minber, mukarnaslı taç kapı yapılması, Alçı Vitray ve Beton Pencere, Ahşap çerçeveli ısıcamı cam vitray yapılması, pirinçten kubbe ve minare alemi işleri yapılmaktadır.

Firmanız kaç kişiye istihdam sağlıyor ve sektörün kalifiye eleman durumunu değerlendirir misiniz?

Gelişen ülke ekonomisi yadsınamayacak kadar katkı sağlamak için 100 e yakın kişiye istihdam sağlamaktayız. Hala çok büyük bir bölümünün insan gücü ile yürütülmesinden dolayı, inşaat sektörünün en önemli sorunlarından biri nitelikli eleman ve kayıt dışı çalışanlardır. Bu iki önemli soruna bir de taşeronlar eklenince, inşaat sektörü işverenler ve çalışanları için çekilmez bir hal alıyor. Kendi içinde onlarca bölüme ayrıldığı ve bu bölümlerin kendine has uzmanlık gerektiren işlerle bir birine bağlantılı olması bu sorunları tetikleyen unsurlardan sayılabilir.

İnşaat sektörünün son 10/15 yıllık gelişimini nasıl gözlemliyorsunuz?

Türkiye’de konut ve inşaat sektörü son 20 yıldaki gelişimi ile ülkedeki ekonomik büyüme ve GSYH miktarlarının önemli faktörlerinden biri oldu. Yıllar içinde gerek müteahhitlik firmalarının gerekse de kentsel dönüşüm projeleri ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ile beraber devletin konut ve inşaat sektörüne dahil olması ile Türkiye’deki inşaat ve konut sektörlerinin büyümesi kaçınılmaz oldu. İnşaat sektörünün böylesine hızlı gelişimi özellikle hızlı artış gösteren ülke nüfusu, insanların büyükşehirleri yaşam alanı olarak tercih etmesi ve bununla beraber büyükşehirlerde artan konut talebini karşılamasını sağladı.

2017 yılına kadar konut ve inşaat sektöründe gerek konut üretiminde gerekse de satışlarında iyi durumda gözüken Türkiye’de sektör, geçtiğimiz 2018 yılı içerisinde negatif veriler ortaya koydu. Türkiye’de özellikle 2018 yılının 2. yarısından itibaren döviz kurlarında yaşanan ciddi artış beraberinde enflasyon oranlarının da ciddi şekilde yükselmesine sebep oldu. Yükselen enflasyon ve onu dengelemek amacıyla Merkez Bankası’nın faiz oranlarında yaptığı yukarı yönlü değişiklikler, konut ve inşaat sektörlerini oldukça etkiledi. Gerek, faizlerin artmasıyla beraber vatandaş tarafından konut kredisi alımının zora girmesi ve eldeki parayı mevduata yatırmanın getirisinin daha fazla olması gerekse de yükselen enflasyon oranları ile zaten kredi ile alımı zorlaşan konutların fiyatlarının da artması, son dönemlerde konut ve inşaat sektörünün olumsuz yönde etkilenmesine sebep oldu.

Sektörün sorunlarına dair değerlendirmeleriniz, çözüm önerileriniz nelerdir?

Hızlı büyüme toplumsal bir ekonomik fırsata çevirilebilecekken başta kamu kesimi hizmet talebini karşılayamamış Ayrıca inşaat yatırımlarının ' Yatırım öngörülebilirliğini ' ortadan kaldırarak sektörün ağır yara almasına sebep olmuşlardır. Üzülerek söylemem gerekir ki kamu tarafından yaratılan bu olumsuzlukların yanında özellikle inşaat sektörüne yeni giriş yapan şirketler arasında daha fazla sayıda bulunan sorunlu ve sorumsuz müteahhitlerin varlığı da sektörün kendisinin müteahhitler üstünden tartışılmasına sebebiyet vermiştir.

İçinde bulunduğumuz camii inşaat sektöründen bağımsız olarak saptadığımız ve inşaat sektörünün son yıllarda önemli derecede etkilendiği YAP – SAT modeli kamu kuruluşları tarafından denetlenmelidir. Ülkemizde mesleğin itibarını zedeleyen ve bu işi layıkıyla yapan profesyonelleri fazlasıyla rencide eden denetimsizliğe son verilmeli, teknik ve finansal kapasitesi yeterli olmayan ve ayıplı iş yapan firmaların sektörden ayıklanmasına olanak sağlayan yasal zemin hazırlanmalıdır.

Firmanız ve sektör açısından 2020 yılı nasıl başladı, beklentileriniz & öngörüleriniz nelerdir?

2020 yılının ilk çeyreğinde bütün Dünyayı etkileyen uluslararası pandemi krizi inşaat sektörünüde öngörüldüğü derecede etkiledi. Sektörün bu denli etkilenmesinin başında gelen sebep ise ülkelerinin ekonomik gerilemesi olduğu yadsınamaz. Ekonomik gerileme ülkelerin salgının yayılmasını engellemek için aldığı önlemle üretimleri belirli miktarda durdurmuş olmasıdır.

Gelecekteki görünüme bakıldığında, sektör uzun vadede hemen hemen tüm alanlarda yüksek potansiyelini koruyor. Kısa vadeli kırılganlıkların kamu desteğiyle aşılma gayreti var ancak kalıcı bir toparlanmadan bahsedebilmek için finansal piyasalarda istikrarın ve güven endekslerindeki ivmelenmenin görülmesi gerekiyor. 2020 yılında sektördeki hareketlenmenin, öncelikle stokların erimesi yönünde kampanyalı ev satışlarıyla başlamaktadır. Ancak konut sektöründe yeni proje girişimlerinin hızlanması için henüz erken olduğunu düşünüyorum.

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account