* Öncelikle sizi ve şirketinizi biraz tanıyabilir miyiz? Muhammed Maraşlı kimdir, iş hayatına nasıl adım attınız?
İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Daha sonra Düzce Üniversitesi’nde Kompozit Malzeme Teknolojileri alanında yüksek lisans eğitimimi tamamlayarak mühendislik altyapımı, malzeme teknolojileri ve inovasyon perspektifiyle güçlendirdim. Çalışma hayatım üniversite yıllarında başladı. 1989 yılından bu yana kurucu ortakları arasında yer aldığım Fibrobeton Yapı’da halen şirket ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Şirketimiz 40 yıla yakın süredir lif takviyeli beton cephe sistemleri alanında faaliyet gösteriyor. Ben de mimari cephe elemanlarının tasarımı, üretimi ve montajı konularında uzmanlığımı geliştirmeye devam ediyorum. Şirketimizde özellikle yüksek yapı cephe kaplamalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara öncülük ettim. Bu çerçevede Fibrobeton Ar-Ge ve İnovasyon Koordinatörlüğü’nü yürütüyorum.
Meslek hayatım boyunca akademi-sanayi iş birliklerinin geliştirilmesini ve araştırma çıktılarının sanayiye aktarılmasını öncelikli çalışma alanlarımdan biri olarak gördüm. Lifli betonlar, beton teknolojileri ve yapı malzemeleri alanlarında 100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası yayına, çok sayıda bilimsel bildiriye ve dört kitap bölümüne katkı sağladım. İstanbul Teknik Üniversitesi, Düzce Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nde beton teknolojileri ve lifli betonlar alanlarında ders veriyor, sektörümüzün gelecek nesillerinin gelişimine katkı sunuyorum. Sektörel sivil toplum çalışmalarında da aktif rol alıyorum. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyeliğinin yanı sıra Güvenli Yapılar ve Kentsel Dönüşüm Komitesi ile AR-GE Komitesi Başkanlıklarını yürütüyor, kurucu üyeleri arasında yer aldığım buildingSMART Türkiye’nin Yürütme Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum. Ayrıca Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri, İTÜ Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Kariyerim boyunca temel hedefim inşaat sektöründe yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesine, güvenli ve sürdürülebilir yapılaşmanın yaygınlaşmasına ve dijital dönüşümün hızlandırılmasına katkı sunmak oldu.
* buildingSMART Türkiye’nin bugün odağında hangi stratejik öncelikler bulunuyor? Türkiye’de inşaat sektörünün dijital dönüşümünde en kritik kırılma noktalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
buildingSMART Türkiye’nin en önemli önceliği, inşaat sektöründe dijital dönüşümün ortak standartlar ve sürdürülebilir bir yapı üzerinden ilerlemesini sağlamak. Bu kapsamda BIM kullanımının yaygınlaştırılması, açık veri standartlarının sektörde benimsenmesi ve kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlendirilmesi temel çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Bugün sektör açısından en kritik kırılma noktalarından biri, dijitalleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk haline gelmiş olması. Özellikle uluslararası projelerde BIM kullanımının şartname düzeyinde zorunlu hale gelmesi, Türk firmalarının da bu dönüşüme hızla adapte olmasını gerekli kılıyor. Diğer önemli kırılma noktası ise kamu tarafında başlayan dijitalleşme adımları. e-Proje Yönetim Sistemi Projesi gibi uygulamalar, dijital proje teslimi ve veri odaklı proje yönetimi açısından sektörümüzde önemli bir paradigma değişiminin başlangıcını temsil ediyor. Ayrıca sektörün sürdürülebilirlik hedefleri de dijital dönüşümü hızlandırıyor. Çünkü BIM yalnızca proje yönetiminde verimlilik sağlamıyor; enerji tüketimi, karbon ayak izi ve kaynak kullanımı gibi kritik verilerin daha tasarım aşamasında analiz edilmesine de olanak tanıyor. Bu nedenle dijitalleşme ile sürdürülebilirlik artık birbirinden ayrılmaz iki başlık haline geldi.
* Türkiye’de BIM kullanımının yaygınlaşması konusunda kamu, özel sektör ve akademi arasında nasıl bir iş birliği modeli kurulmalı? buildingSMART Türkiye bu ekosistemde nasıl bir rol üstleniyor?
BIM’in yaygınlaşabilmesi için tüm paydaşların aynı hedef doğrultusunda hareket ettiği güçlü bir iş birliği modeline ihtiyaç var. Kamu tarafının standartları ve mevzuatı oluşturması, özel sektörün uygulama kapasitesini geliştirmesi, akademinin ise insan kaynağını yetiştirmesi gerekiyor. Bu üç yapının birbirinden bağımsız değil, entegre çalışması çok önemli. Özellikle büyük kamu projelerinde BIM kullanımının zorunlu hale gelmesi dönüşümü hızlandıracak en önemli adımlardan biri olacaktır. Üniversitelerde BIM’in müfredata dahil edilmesi ve sektör profesyonellerine yönelik eğitimlerin artırılması da aynı derecede kritik. buildingSMART Türkiye olarak, özel sektör ve akademiyi ortak bir vizyon etrafında buluşturan; bilgi paylaşımını, koordinasyonu ve ortak standartların yaygınlaşmasını destekleyen bir yapı görevi üstleniyoruz. Türkiye İMSAD ev sahipliğinde; kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, mühendisler, mimarlar ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiriyoruz. TSE ile yürüttüğümüz standart çalışmaları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile dijital proje teslim süreçleri üzerine yaptığımız iş birlikleri ve İBB Raylı Sistemler BIM Teknik Şartnamesi gibi projeler bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.
* buildingSMART Türkiye’nin yürüttüğü eğitim, sertifikasyon ve standartlaşma çalışmaları sektör profesyonellerine nasıl bir dönüşüm vadediyor? Özellikle genç mühendisler ve mimarlar için hangi yetkinlikler öne çıkıyor?
Bugün sektörün en önemli ihtiyaçlarından biri nitelikli insan kaynağı. BIM süreçlerini bilen, disiplinler arası çalışabilen ve dijital araçları etkin kullanabilen profesyonellere olan ihtiyaç hızla artıyor. buildingSMART Türkiye olarak bu dönüşümü desteklemek amacıyla eğitim ve sertifikasyon çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda buildingSMART International’ın Profesyonel Sertifikasyon Programı-PCERT’in Türkiye'deki tek yetkili temsilcisi olarak faaliyet gösteriyoruz. Yetkilendirdiğimiz eğitim sağlayıcıları aracılığıyla sektör profesyonellerinin uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalara erişmesini sağlıyoruz. Bu sayede sektörde ortak bir yetkinlik ve kalite standardının oluşmasına katkıda bulunuyoruz. Genç mühendisler ve mimarlar açısından baktığımızda ise artık yalnızca teknik çizim bilgisine sahip olmak yeterli değil. Veri yönetimi, disiplinler arası koordinasyon, açık veri standartlarına hakimiyet, sürdürülebilirlik bakış açısı ve dijital proje yönetimi yetkinlikleri öne çıkıyor. Geleceğin profesyonelleri veriyle düşünen ve süreç yöneten uzmanlar olacak.
* İnşaat sektöründe dijital dönüşüm yalnızca teknoloji yatırımıyla değil, kültürel dönüşümle de ilişkilendiriliyor. Şirketlerin BIM adaptasyon süreçlerinde en sık karşılaşılan direnç veya yanlış yaklaşımlar sizce nelerdir?
En sık karşılaştığımız yanlış yaklaşımlardan biri, BIM’in yalnızca bir yazılım çözümü olarak değerlendirilmesi. Oysa BIM, teknolojik araçların ötesinde, kurumların iş süreçlerini ve çalışma kültürünü dönüştüren bütüncül bir yönetim yaklaşımı. Şirketler yalnızca teknoloji yatırımı yapıp organizasyonel dönüşümü ihmal ettiklerinde beklenen verimi almak zorlaşıyor. Bir diğer önemli direnç noktası ise alışkanlıkların değişimine yönelik çekinceler. Geleneksel yöntemlerle uzun yıllar çalışmış ekiplerin yeni süreçlere uyum sağlaması zaman alabiliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli firmalarda bilgi eksikliği ve teknik altyapı yetersizlikleri dönüşümü yavaşlatabiliyor. Burada en önemli konu, dijitalleşmenin uzun vadeli rekabet avantajı olarak görülmesi gerekliliği. Çünkü BIM sayesinde hata oranları azalıyor, süreçler hızlanıyor, maliyetler daha kontrollü yönetiliyor ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak kolaylaşıyor. Şirketlerin bu dönüşümü kurum kültürünün bir parçası haline getirmesi gerekiyor.
* Yapay zekâ, dijital ikizler, veri odaklı proje yönetimi ve sürdürülebilirlik gibi yeni nesil teknolojilerin BIM ekosistemiyle entegrasyonunu nasıl görüyorsunuz? Türkiye bu dönüşümün neresinde?
BIM artık tek başına bir modelleme sisteminden ziyade; dijital ikizler, yapay zeka, IoT ve veri analitiği gibi teknolojilerin merkezinde yer alan bir ekosistem haline geliyor. Önümüzdeki dönemde yapıların işletme, bakım ve yaşam döngüsü yönetimi de BIM tabanlı veri sistemleriyle yönetilecek. Özellikle dijital ikiz teknolojileri sayesinde yapıların gerçek zamanlı performans takibi mümkün olacak. Yapay zeka destekli karar destek sistemleri ve üretken yapay zeka uygulamaları, tasarım optimizasyonundan bakım planlamasına kadar birçok süreçte BIM verilerinin daha etkin kullanılmasını sağlayacak. Bu da kaynak verimliliği, sürdürülebilirlik ve operasyonel kalite açısından çok önemli avantajlar yaratacak. Türkiye’de bu dönüşümün farkındalığı giderek artıyor. Özellikle büyük ölçekli firmalar ve uluslararası projelerde çalışan şirketler önemli yatırımlar yapıyor. Ancak dönüşümün sektör geneline yayılması için standartlaşma, eğitim ve kamu politikalarının daha güçlü şekilde desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi, mühendislik altyapısı ve uluslararası proje deneyimi sayesinde bu alanda bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.
* buildingSMART Türkiye önümüzdeki dönemde hangi stratejik projelere odaklanacak?
Önümüzdeki dönemde temel önceliklerimiz arasında e-Proje Yönetim Sistemi Projesi’nin kapsamının genişletilmesi, BIM kullanımının daha fazla projede yaygınlaştırılması ve açık veri standartlarının sektörde daha geniş ölçekte uygulanması yer alıyor. Özellikle kamu projelerinde BIM kullanımının belirli ölçekte zorunlu hale gelmesi yönündeki çalışmaların sektörde önemli bir dönüşüm yaratacağına inanıyoruz. Bunun yanında PCERT sertifikasyon programının yaygınlaştırılması, üniversitelerle iş birliklerinin artırılması ve sektör profesyonellerine yönelik eğitim faaliyetlerinin güçlendirilmesi de öncelikli başlıklarımız arasında bulunuyor. buildingSMART Türkiye olarak sektörün geleceğine odaklanıyoruz. Hedefimiz; Türkiye’nin sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve uluslararası rekabetçilik alanlarında güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlamak ve ülkemizi küresel dijital inşaat ekosisteminde daha etkin bir oyuncu haline getirmek.
Bu hedeflerin yanı sıra, sektörün sürdürülebilirlik dönüşümünde giderek daha fazla önem kazanan döngüsel ekonomi yaklaşımını da stratejik çalışma alanlarımız arasında görüyoruz. Kaynakların verimli kullanılması, atıkların azaltılması ve malzemelerin yaşam döngüsü boyunca değerini koruması, inşaat sektörünün geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Bu noktada BIM, döngüselliğin tasarım, yapım ve işletme süreçlerine entegre edilmesini sağlayan önemli bir araç olarak öne çıkıyor. Malzeme ve kaynak kullanımını optimize ederek kayıpların azaltılmasına ve çevresel etkilerin düşürülmesine katkı sunan BIM’in, döngüsel ekonomi hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Ayrıca, 2024 yılında yayımlanan ve 2026 yılında yürürlüğe giren Avrupa Birliği Yapı Malzemeleri Tüzüğü ile gündeme gelen dijital ürün pasaportlarının BIM nesneleriyle entegrasyonuna yönelik çalışmalar da uluslararası ölçekte hız kazanmış durumda. buildingSMART Türkiye olarak, buildingSMART International bünyesinde yürütülen bu çalışmaları yakından takip ediyor, sektörümüzün bu dönüşüme uyum sağlamasına katkı sunmayı hedefliyoruz.