"Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok sayıda şantiye görmek mümkün değil" | Mahmut KILINÇ , İnşaat & Yatırım - İnşaat Sektörünün Haber Merkezi
İnşaat & Yatırım - İnşaat Sektörünün Haber Merkezi
Haber Ara :
İnşaat&Yatırım Sayı 166
Mayıs 2018 Sayı 166
İnşaat&Yatırım Sayı 165
Nisan 2018 Sayı 165
İnşaat&Yatırım Sayı 164
Mart 2018 Sayı 164
İnşaat&Yatırım Sayı 163
Şubat 2018 Sayı 163
İnşaat&Yatırım Sayı 162
Ocak 2018 Sayı 162
İnşaat&Yatırım Sayı 161
Aralık 2017 Sayı 161
11 ARALIK 2015, Cuma 09:00:24
"Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok sayıda şantiye görmek mümkün değil"
14 Punto 16 Punto 18 Punto 24 Punto
TÜİK verilerine göre 100 bin şantiyenin yaklaşık %63'ü özel sektör, %37'si ise kamu kurum ve kuruluşlarına ait projelerdir. Kategori olarak baktığımızda ise projelerin %90'ı üstyapı, %10'i ise altyapı projeleri olarak karşımıza çıkıyor. Rakamsal olarak baktığımızda ise, gerçekleştirilen projelerin bedeli yaklaşık 300 milyar dolar civarındadır.

Yapı projeleri bilgi bankası projehaber.com verilerine göre Türkiye'de yaklaşık 100 bin şantiye var. Bu rakam ile Türkiye, adeta şantiyeler ülkesi konumunda. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok sayıda şantiye görmek mümkün değil. Türkiye, dünyada 'mega' diye tabir edilen büyük çaplı projelerin en fazla hataya geçirildiği ülkeler arasında ilk sıralardadır. Yine projehaber.com ve TÜİK verilerine göre 100 bin şantiyenin yaklaşık %63'ü özel sektör, %37'si ise kamu kurum ve kuruluşlarına ait projelerdir. Kategori olarak baktığımızda ise projelerin %90'ı üstyapı, %10'i ise altyapı projeleri olarak karşımıza çıkıyor. Rakamsal olarak baktığımızda ise, gerçekleştirilen projelerin bedeli yaklaşık 300 milyar dolar civarındadır. Bu rakamın 150 milyar dolarlık kısmı üstyapı, 150 milyar dolarlık bölümü ise altyapı-enerji-ulaşım projelerine ayrılmış durumdadır. Oransal veriler eşit olmasa da, yatırım bütçeleri anlamında %50-50 bir eşitlik olduğunu söylemek mümkün.

İnşaat sektöründe bir diğer önemli veriye göre ise, üstyapı projelerinin toplam kapalı alanı 500 bin metrekare mertebesindedir. Ortak alanlar da hesaplandığında konutların aldığı payı %67, konut dışı projelerin aldığı pay ise %33 olarak görülmektedir. Yapı sahipliğine göre ise %88 özel, %10 devlet ve %1.7 kooperatif şeklinde sıralanmaktadır. Dikkat çeken bir diğer husus ise 2013/2014/2015 yıllarının ilk 6 aylık dönemlerine dair metrekare bazındaki verilerdir. Buna göre, metrekare açısından 2014'ün ilk 6 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre %35 artış kaydedilmiştir. Bu, fevkalade bir artıştır. Keza, 2015 yılına dair ilk 6 aylık verilere bakıldiğinda ise %28.4'lük bir düşüş kaydedilmiştir. Bu dalgalı tabloya rağmen, gözden kaçırılmaması gereken hadise ise 2013'ten 2015'e, toplam da bir yükseliş olduğudur.

Ülkemizde enerji 50 milyar dolar, ulaşım 60 milyar dolar, su-kanalizasyon-sulama-çevre düzenlemesi gibi altyapı projeleri 30 milyar dolar, petro-kimya-doğalgaz projeleri 10 milyar dolar olmak üzere, söz konusu projeler 150 milyar dolarlık bir yatırımı kapsamaktadır. 

İnşaat, ülkemiz ekonomisindeki en önemli lokomotif sektördür. İnşaat, sektöre girdi sağlayan diğer sektörlerin katkısı da dikkate alındığında GSMH'dan yaklaşık %35 civarında pay almaktadır. Türkiye enerji, ulaşım, altyapı, konularında halen yetersiz bir ülkedir. Bu anlamda gelişmekte olan bir ülke olarak söz konusu yatırımların sekteye uğramaması için hepimiz katkı sağlamalıyız. Aksi takdirde reel sektörün yatırım, üretim veya ihracat yapması mümkün değildir. İnşaat sektörü canlılığını koruduğu sürece lokomotif olmaya devam edecektir. İnşaat ve gayrimenkul sektörü reel sektöre doğrudan katkı sağlamakta olup, üretim ve yatırım yapan reel sektörün üretimden vazgeçip, gayrimenkul yatırımı anlamında inşaata dönüyor olması ise ülkemiz ekonomisi açısından çok büyük bir risktir. Gayrimenkul sektörünün Türkiye'deki tasarrufların önemli bir bölümü çekmesi ekonomik bakımdan hiç sağlıklı değildir. Böyle devam ederse reel sektör büyük yara alır. 

Hep belirtiğim üzere yine değinmek isterim ki, inşaat sektörü konuttan ibaret değildir. Bu yanılgı acilen değiştirilmelidir. Konut pazarı inşaat sektörü içerisinde %30 pay almakta, üstyapı yatırımlarının ise %70'ini oluşturmaktadır. Konutun inşaat sektörü içindeki payı yüksek olsa da bu, inşaatın konuttan ibaret olmadığı gerçeğini değiştirmez. Konut, inşaat sektörü içindeki enstrümanlardan sadece biridir. İnşaat sektörü ve ülke olarak konuta verdiğimiz enerjinin daha fazlasını 'mega yatırımlara' harcamalıyız. Çünkü söz konusu yatırımlar ülkemizin geleceği açısından çok daha hayati öneme sahiptir. 


Mahmut KILINÇ

Bu yazı 616 kez okunmuştur..

YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Mahmut KILINÇ Yazıları
 


 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
 
Prof. Dr. Kahriman, Asansör İstanbul 2013, Manisa Turgutlu OSB, Limankent, Vitale, Eskişehir, 216Bahar, CMEC, Hillside, Dr. Erman Ilıcak, Titanic Deluxe Belek, Ataköy NEF 22, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Aden, SilikonVadisi, Side Yatak Odası, Yamanevler, Nazım Durbakayım, Koç Grubu, Newyork, Mihenta Mimarlık, AvrupaHazırBetonBirliği, AkfenHolding, EDIDA, Frankfurt, Amway, Dolmabahçe-Piyalepaşa, BasınAçıklaması, ÖzkartallarAŞ, MOM Yapı,
 
Anba Yayn Grubu
Her hakk sakldr.